"Her eylemin atası düşüncesidir." R.W. Emerson

Oyun Terapisi

Oyun bir çocuğun en önemli işidir. Çocuklar oyun ortamında kendilerini serbestçe ifade edip, yaşantılarını yansıtırlar ve dış dünyaya fark etmeden hazırlık yaparlar. Ayrıca oyun, çocuğun gelişimindeki en önemli araçlardan biridir. Çocuklar oynayarak dış dünyayı tanırlar ve onunla baş etmenin yollarını öğrenirler. Özellikle okul öncesi dönemdeki çocuklar için duygu ve düşüncelerin ifade edilebileceği en uygun ortam oyundur. Çocuğun psikolojik sorunlarını gidermeyi, onun daha uyumlu olması için yardımcı olmayı amaçlayan, çocuk ve terapistin birbirlerini oyun yolu ile etkiledikleri bir yöntemdir 

Bunlar: 

Non-Direktif (Yönlendirilmeyen) Oyun Terapisi: Oyun içten gelen ve çaba gerektiren bir uğraştır. Bir çocuğun oyunu, yaşadığı dünyayı, insan ilişkilerini yansıtır. Non-Direktif (Yönlendirilmeyen) Oyun Terapileri, duygusal zorluklar yaşayan, uyum ve davranış sorunları gösteren veya psikosomatik sorunları olan çocukların doğal oyun ortamında kendilerini ifade etme gerçeğine dayanır. Amaç, sorunları olan çocuğun kendi psişik dengesinde belirli ve gerekli değişiklikleri yapabilmesini sağlamaktır. Non-direktif oyun terapisi ile çocuğun kişilik yapısında, dışavurum, içgörü, gerçeklik değerlendirmesi sağlaması ve çocuğun enerjisini olumlu alanlara yönlendirmesi beklenir. 

Bilişsel-Davranışçı Oyun Terapisi: Bilişsel-davranışçı oyun terapisi, Non-Direktif Oyun Terapisi’yle karşılaştırıldığında, yapılandırılmış, yönlendirici ve hedefe yöneliktir. Sorun olan davranışın yerine, daha olumlu düşünce ve davranışların geliştirilmesini sağlar. Oyun, hem çocuk ile terapistin arasındaki iletişim aracıdır, hem de tedavi edicidir. Çocuğun sorunlarına yönelik çalışmalar sırasında oyundan yararlanıldığı gibi, sözel ve sözel olmayan iletişim yolları da kullanılır (modelleme gibi). Terapinin temel unsurlarından biri ödüllendirmedir. Ödüllendirme çocuğa hangi davranışlarının uygun hangilerinin de uygun olmadığı yolunda doğrudan mesaj verir. 

Oyun Terapisi
  

İlginizi Çekebilir


Çocuk ve Ergenlerde Kaygı

Sağlık bakanlığı tarafından 2-18 yaş arasında yaklaşık 6000 çocuk üzerinde yapılan Türkiye Ruh Sağlığı Profili çalışmasının (Erol, 1998) sonucuna göre çocuk ve ergenlerde sorun davranış sıklığı %16.5,


Dünya'da Çocuk Suçluluğu

19. y.y. başlarından itibaren sanayileşmeyle beraber ortaya çıkan sınıflaşma çocuk emeğinin iş gücüne katılması, göçler ve geleneksel ailelerin oynadığı toplumsal rolün yerini çekirdek ailenin alması


Çocuk Suçluluğu

Çocuk suçluluğu genellikle “çocuğun ceza kanunlarının suç sayılan bir fiili işlemesi sonucunda, yargı organların önüne getirmesidir” şeklinde tanımlanır.(Akyüz, 2000)Batı literatüründe “Juvenile Delin